Foto

TEMELİ BABASI ATTI O DA ZİRVEYE TAŞIDI

Ticaret hayatındaki başarıların yanı sıra insana verdiği değer ile 7’den 77’e herkesin dikkatini çeken İzmirli iş adamı Bilal Saygılı, 30 yılda küçük bir ticarethane den Saygılı adıyla dev bir marka olmayı iyi bildi. Şu an dünyanın dört bir yanına rulman satan Saygılı Rulman Yönetim Kurulu Başkanı Bilal Saygılı’nın en büyük hayali ise Japon sermayesini İzmir’e getirmek. 

BİLAL SAYGILI KİMDİR

B.S.- 1970 yılında Ankara doğmuşum. Bugünlerimizin mimarı babam Eflatun Bey hava astsubayı, annem Emine Hanım ise ilkokul öğretmeniydi. Sırasıyla babamın tayinleri sebebiyle Ankara’da, Kayseri’de, Merzifon ve en son İzmir’de tahsillerimi yaptım. Okul çağımda başarılı bir öğrenciydim. Karşıyaka Lisesi’nde eğitimimi tamamlarken bir yandan da üniversite sınavlarına hazırlanmaya başladım. Ama küçüklüğümden beri aklımda hep makine mühendisliği vardı. Çünkü bunu seviyordum. Üniversiteye kendi imkânlarımla hazırlandım. Özel ders veya dershane yoktu. Gazetelerden aldığım soru kitapçıklarıyla ve yazın çalışıp kazandığım parayla aldığım soru kitapçıklarını çözerek hazırlandım. Bulmaca çözer gibi soru çözerdim. Öyle yoğun çalışmışım ki Türkiye’de ilk bin arasına girip İTÜ Makine Mühendisliğini kazanmıştım. Çok büyük mutluluktu benim için. Hayatımdaki dönüm noktasıydı belki de. Üniversite sonrasında İzmir’e geri döndüğümde hem şirketin başına geçtim hem de eşim Şahika Hanım ile mutlu bir yuva kurduk. Ben ideallerim doğrultusunda ilerlemeyi tercih ettim. Mutlu bir ailemin yanı sıra ticarette de büyümek için çok çalıştık ve bugünlere geldik.

İŞ HAYATINA NASIL BAŞLADINIZ

B.S.- 1986 yılında babam Eflatun Saygılı, Saygılı Ticaret’i kurdu. O zamanlar askeriyeden emeklilik süreci devam ettiği için şirketi benim üzerime kurduk. Ama ben iş hayatına üniversite okurken başladım. İzmir’de bizzat işi yöneten okul açıldığında ise İstanbul ve Marmara Bölgesi’ nde satış ve pazarlama ile ilgilenen biriydim. Haftanın beş günü okula gidiyordum. Bir yandan da akşam saat 4’ te okul bitince koştura koştura sanayi sitelerine gidip işimi yapıyordum. Cumartesi günleri de etraftaki şehirlerde rulman satıyordum. Okul hayatımda başarılı olurken ticaret hayatında da başarılı olmayı öğrendim. İzmir’den malı getiriyordum ve satıyordum. Maliyet ve şirket masrafını babama verirdim gerisi kar olarak bana kalırdı. Sonra cirolara baktığımızda şirketin satışını yüzde 40 benim yaptığım ortaya çıkmıştı. Okul bittiğinde ise 1992 yılında babam şirketi bana bıraktı. İlk başta ağır geldi. Babam benim meğer önümü açmış. Bir yerde iki kaptan olmaz misali. Bu şirketi aslında bana kurmuş. 

KÜÇÜK BİR DÜKKANDAN BUGÜNE NASIL GELDİNİZ

B.S.- Türkiye rulman konusunda yurtdışına bağlı bir ülkeydi. İstanbul’da gayrimüslimlerin elindeydi rulman sektörü. O tarihlerde yurtdışını bilen Türklerin sayısı azdı. O zamanlar döviz yurtdışına çıkıyordu. Ben yurtdışına çıkıp malı Türkiye’ye getiririm ve satarım dedim. İlk seyahatim Almanya’ya oldu. 8 şehir gezdim ve bana verilen fiyatlarda Türkiye’ de satılan fiyatların yarısından aşağı olduğunu gördüm. Hem ticaret erbabı hem de vatanını düşünen biri olarak ülkeme mal getirip çok az kar oranlarıyla satmaya başladım. 1994 yıllarına kadar reel sektör yurtiçinde rulmanı çok pahalıya alıyordu. Biz uygun fiyatlara getirince maliyetleri azaltmış olduk ve ihracatta rekabet yapma şansı ortaya çıktı. Yıllık baz da 5 Milyon Dolarlık mal getirdik ama 50 Milyon Dolarlık bir pazarı etkiledi. Birim fiyatlar otomatik olarak aşağı indi. Buda ülkemizde dövizin kalmasına neden oldu. Bununla gurur duyuyorum. Aslında şirketin bugünlere gelmesi yurtdışındaki malı İzmir’e getirip yine yurtdışına satmamla başladı. 90’lı yıllarda yine Dubai, Singapur, Hong Kong, Malezya ve Çin’e gidip Uzakdoğu’yu keşfettim. Sonra da Rusya ile Ukrayna’daki rulman fabrikalarına gidip oradan mal getirdim. Kendi markamız Eterno’nun yanı sıra dünyaca ünlü Japon devi Nachi’nin Orta Doğu ve Türkiye Cumhuriyeti distribütörüyüz. İç piyasada birçok sanayi sektöründe varız. Maden, enerji, makine, inşaat ve demir çelik sektörünün her yerinde varız. 50’ye yakın demir çelik fabrikasıyla çalışıyoruz. Dünyanın dört bir yanına da gün geçtikçe büyüyerek rulman satıyoruz.

BİLAL SAYGILI’NIN HEDEFİ NEDİR

B.S.- Ben bir makine mühendisiyim. İTÜ’yü bitirdim. Her zaman gönlümde üretim vardır. Arzum Japon yatırımcısını İzmir’e kazandırmak. NACHİ firmasının Avrupa ayağındaki rulman ihtiyacının Türkiye’deki Toyota firmasının da rulman ihtiyacının da buradan üretilmesini istiyorum. Onları buraya getirebilirsek, kendi mesleğimin en güzel başarısını yapmış olurum. Önümüzdeki 5 yıl içinde bunu yapmak istiyorum.

İZMİR’İN GELİŞİMİ İÇİN NE YAPMAK GEREKİR

İzmir tarihi açısından ülkemizin en köklü şehirlerinden bir tanesi. Yerli ve yabancı sermayenin barıştığı yer. Bunu tekrar gündeme getirmek lazım. İzmir’in ciddi bir para ve sermaye sahibi olduğunu hepimiz biliyoruz. Parayı bankadan çıkartıp yerli ve milli sanayiye yatırmamız lazım yoksa önümüzdeki yıllarda İzmir ve İzmirliler güçlü rolü kaybeder. İzmir likit sermayesini sadece arsa, toprak ve faize yatırmaktan daha ziyade bizim yerli sermayemizi güçlendirecek yerlere yatırması lazım.

BİLAL SAYGILI BOŞ ZAMANLARINDA NE YAPIYOR

B.S.- Tarih kitaplarını okumayı çok seviyorum. Tarih tekerrürden ibaret olduğunu, 100 yıl önce Türklere oynanan oyunların bugünde oynandığını bilen ve araştıran bir kişiyim. Bunları da araştırmaya devam ediyorum. Kitap okumak haricinde ise doğa sporlarına, motorsporlarına önem veririm. Bilişim teknolojisini yakinen takip ederim. Evde ise yemek yapmayı severim. Özellikle de kuzu güveçten tutunda kebapların her çeşidini yapan biriyim. Eğer çalışmıyorsam evde yemekleri ben yaparım. Büyükoğlum Enes, ortanca Ubeyde ve küçük olan Ömer ile gündeme dair bol bol sohbet ederiz. Onlarında dünya görüşü benim için çok önemlidir. En sevdiğim işlerden biri de gençlerle oturup sohbet etmek. Çağı yakalamak için onlarla bir aradayım. Hem tecrübelerimi aktarıyorum hem de onlardan bir şeyler öğreniyorum.

Haberin orjinaline ulaşmak için; Sabah.com.tr

Birlikte yapacak çok işimiz var!